Değerli okuyucularım,
Orta yaş ve üzeri olanların, geçmişte yaşamış olduğu bayram günleri için derin bir nefes alarak kendine sorduğu ”Nerede o eski bayramlar” sorusu, her bayramın bir önceki bayramı arattığı ve eski bayramların ne kadar özlendiğini ortaya koyuyor.
Geçmişten günümüze, Bayramın isminde ve duygularında çok fazla farklılık olmasa da eski ve yeni bayramlar arasında uçurum denecek kadar farklar görülmektedir.
Eski bayramlarda, hazırlıklar, tatlı bir telaşla günler öncesinden başlar, evlerde bayram temizlikleri yapılır, halılar-kilimler acısu da yıkanır, duvarlar badana edilir, evler bayramda mis gibi koksun diye tütün kolonyası kullanılırdı.

İkram edilecek, tatlılar pastaneden hazır alınmaz, sini sini baklavalar,sarı burmalar, yaprak sarmaları, sütlaçlar, çirli aşlar (kuru kayısı hoşafı) evde hazırlanırdı. Bayramda geniş aile sofraları kurulurdu.
Kaybedilen yakınlar bayramlarda unutulmaz, arife günü mezarları ziyaret edilerek dualar okunur, mezarların etrafı temizlenip çiçekleri sulanırdı.
Küskünlüklere son verilir, dargınlar barıştırılırdı.
El öpenler daha çoktu, yaşlıların kapısı daha fazla çalınırdı ve apartman dairelerine taşınılmadığı için pencerelerden çocuk sesleri duyulurdu. Bütün mahalleli yakınlık-akrabalık aramaz, birbiriyle bayramlaşırdı. Uzakta olan yakınların bayramı kartpostallar gönderilerek kutlanırdı.

Özellikle insanların, bayramları tatil fırsatı olarak görmeye başlamasıyla bayram ziyaretleri ile sıla-i rahim’in yerini deniz-kum-güneş almaya başladı.
Bayram ziyaretlerini görüntülü aramalar, el öpmelerini sms’ler, bayram harçlıklarını ıban’lar aldıkça bizler daha çook ‘‘NERDE O ESKİ BAYRAMLAR deriz.
HAYIRLI BAYRAMLAR..













